Jotun çok başarılı bir kampanyaya imza atmış. Linke tıklayıp açılan sayfada ki video her izlendiğinde kör insaların kendileri için geliştirilmiş olan bir yazılıma sahip olabilmesine katkıda bulunuyorsunuz.
(sevgilibayanmilena gönderdi)
Kaynak: tolgaoruc
Aslında o gelmeye bile tenezzül etmemiş.
Sen onu satırlarına sığdıramayıp , gitmeleriyle kırılmışsın.
Sen , her şeyi kendince yaşamışsın.
(ohanasilinanmiyom gönderdi)
Kaynak: sifatsizhatun
Tumblr’da olmasa Ece ile hasret gideremeyeceğim, üzülüyorum.
Nasıl özlemiişiiim.
Dakikalar içinde bir adam hayatınızı alt üst edebilir, ya da bir kadın. Oysa siz bütün bir ömrünüzü ya da aylarınızı ya da yıllarınızı hiç olmadı gün ve saatlerinizi onu unutmak için boşa harcamışsınızdır. Hatırlamanız ya da onu görünce hissettiğiniz bu burkulma, çaresizlik bunu gösterir. Aslında bu bir boşa harcanmışlık değil emeğe saygısızlıktır. Biz o kadar yemeyelim içmeyelim onu düşünelim, unutmak için türlü türlü çabalara girişelim o adam ya da kadın bir durakta, bir sokakta, bir parkta yada bir iş çıkışında saniyeler üzerinde hiç çaba harcamadan bize kendini hatırlatsın. Gözleriyle tesadüfen baksın, ayaklarıyla yürüyerek yanınızdan geçsin. Onun için o saniyeler bir çırpıda geçsin sizin için saniyeler dakika ve göz yaşlarıyla birleşsin. Olacak iş değil ama oluyor.
Daha dün oldu, hemde beni hiç sevmemiş biri, hiç bakmamış biri yüzünden. Hemde o hiç çaba harcamadan tamamen tesadüfen aynı yerde bulunmamızla hatırlattı kendini. Üstüne birde etrafa gülücükler saçarken. Hemde bana dikkatlice bakıp benim bir anlam çıkaracağımı düşünmeden. Ben ona bakarken bakışlarım yanından dokunmadan geçerken, onun bakışları hedefini bilen bir ok misali tam böğrümün orta noktasına yerleşiyor. Ağır bir acı verip ağır bir yaralı haline sokuyor beni. Hadi kalbimi sızlattın, iştahımı kapattın, solunumumu bozdun, kalp ritmimle oynadın, heycanlandırdın, nefret ettirdin, gülmek isterken somurtturdun, midemi bulandırdın, peki neden aklımda yokken tekrar hatırlattın? Neden zamanlama saniyesi saniyesine tuttu? Peki onu da anladım, neden bakışlarını tesadüfen üzerime diktin? Ben umut arayışında olan bir platoniğim, neden arkadaşlarımla arkadaşsın, neden bir zamanlar onları sevdin, neden bana öyle bakarken bir kelime etmedin? Hiç gelmedin. Üzülmemden mi, sevinmemden mi korktun? Hadi diyelim korkmadın, neden yinede gelmedin. Ben hep bekledim. İmkansızca bekledim, ayakta bekledim, oturarak bekledim, kalbimle bekledim, ruhumla bekledim. Sadece seni bekledim. Otobüste bekledim, şarkılarla bekledim, kimseye bakmadan bekledim, sadece seni istedim. Şimdi de istemiyorum. Yine geleceksin, yine istemeyeceğim. İstemem için bir sebep yok, belki de sevgimde yok. Takıntım var, ama sevgimde var. Bir seni bir köpekleri seviyorum zaten. Köpeklerin de bazı cinslerinden korkuyorum, seninde bazı hallerinden korkuyorum. Ya başkasını seversen diye, mutlu olursan diye bensiz. Sadist miyim ben neden mutlu olmanı istemeyeyim tabi ama sen bana kendini hatırlatıyorsan mutlu olma yeter. Ben İbrahim Tatlıses değilim, mutlu ol yeterle yetinemem. O kadar zaman boşa unutmuşum diye mi yanayım şimdi, hala aynısın diye mi? Şuan bile herkes birilerini hatırlıyor diye mi?



